Genel

İş Yerlerinde En Çok Duyulan 5 Şikayet…

Etkili çalışan, verimli çalışan, çalışan motivasyonu, performans artış, mutlu çalışanlar, hiyerarşik düzen, yöneticinin yönetimi, çok çalışan, az çalışan… Bitmeyen tanımlar, beklentiler, her makale de en az bir kez kullanılan kelimeler. Her yönetici beyanında nasıl gerçekleştiği anlatılan başarı grafikleri. Bununla beraber devam eden şikayetler, çatışmalar…

Peki sormak istiyorum kime göre neye göre? Çalışanlar ve yöneticiler en çok nelerden şikayet ediyor?

   1. Ben ondan daha çok çalışıyorum… Bütün gün hiçbir şey yapmadan oturuyor…

Sanırım en çoksurekli-unutuyorsaniz-dikkat duyduğumuz şikayetlerden biri. Eğer bir çalışanın boş oturduğu düşünülüyorsa, şu soruların sorulması gerektiğini düşünüyorum.

İşlerde aksama oluyor mu?: Eğer işlerde bir aksama varsa çalışanla bir görüşme yapılarak sorunun ne olduğu anlaşılmaya çalışılmalıdır. Çalışmasına engel olan sorunlar öğrenilmeye çalışarak; motivasyon, performans ve etkinliği arttırmaya yönelik çalışmalar yapılabilir. İş – kişi uyumu doğru kurulmadıysa, çalışanın etkinliği ile ilgili sorun yaşamanın ihtimali yüksektir.

Eğer çalışan, çalışmaya istekliyse ama yine de boş oturduğu düşünülüyorsa, o zaman iş yükü ve görevlendirme ile ilgili olarak bir gözden geçirme gerekmektedir. Çalışan yönetici tarafından etkin değerlendirilmiyordur ve bu da işini seven çalışanın motivasyonunun düşmesine ve hatta kurumdan uzaklaşmasına sebep olacaktır. Yani kime göre neye göre boş oturuyor? Önemli olan bu cevabı bulabilmek.

           – Söz konusu çalışan yaptığı işi geliştirmeye çalışıyor mu?: Boş durmakla tanımlanan çalışan, iş geliştirme ve işletmeye fayda sağlamaya yönelik çalışmalarla gidiyorsa, aslında boş oturmayıp üretmeye çalışıyordur. Ancak, kurum için de, görevlerle ilgili bilgi eksikliği varsa diğerlerine göre çalışmıyormuş izlenimi verebilir. Bu da gösteriyor ki, işletme içinde kimin ne iş yaptığı, görev tanımları, iş yükleri çalışanlarla açık olarak paylaşılmalıdır. 

                – Çalışana iş verildiğinde nasıl bir tepki veriyor?: Çalışanlara iş verildiğinde mimikleri ve bakışları takip etmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Gözler parlıyor mu, yüz asılıyor mu, ses tonu değişiyor mu… Bu değişimler olumlu yöndeyse her şey  yolunda demektir. En doğru geri bildirimleri beden dili verecektir. Eh gözler kalbin aynası diye boşuna dememiş büyüklerimiz. Kalbinden geçeni yüzüne yansıtan çalışanlar, ne yapılacağını da aslında söylemiş oluyorlar. Bu yüzden de, birlikte çalışılanları dinlemek, gözlerine bakmak, anlamak yani iletişim kurmak işi oldukça kolaylaştıracaktır. 

   2. Aynı işi yapıyoruz ama O daha çok kazanıyor…

Yine çok duyduğumuz şikayetlerden biri değil mi? Burada öncelikle yönetim kendini sorgulamalı imagesdiye düşünüyorum. Eğer çalışanlar arasında bu ve benzeri şikayetler varsa kurum içi bilgilendirme kültüründe eksikler var demektir. Bütün çalışanları ilgilendiren konularda, düzenli toplantılar yapılarak şeffaflık sağlanırsa, dedikodu ve ön yargılar önemli ölçüde azalmış olacaktır. Ücretlendirme politikaları çalışanlarla paylaşılırsa (mümkünse gizlilik sağlanırsa diyeceğim ama olması gereken ama olamayan bir durum sanki.) o zaman şikayet yerine sorularla karşılaşılmış olunur. Bu da olmasın derseniz, soru cevaplamak mı şikayet duymak mı? Hangisini tercih edersiniz diye ben sormak isterim.

   3. Zaten Müdürle/Yönetimle arası çok iyi… Torpilli geldi ne de olsa…

İşletme içi politikalarda olduğu gibi, dıştan içe süreçlerde de çalışanları detaylı bilgilendirmek önemli. İşe alım ve terfi politikaları çalışanlar tarafından iyi bilinmeli ki, aidiyet duygusu kurulabilsin. Aidiyet duygusu kuramayan her çalışan, birer eleştiri topu gibi gezecektir. Bu nedenle, doğru kanallarla ve yöntemlerle açık bilgi stratejisi izlemeye önem verilmeli. Belirsizlik her zaman çatışma, şüphe, ön yargı ve eleştiri ortamı yaratır. Bunlarında faydalı olduğu durumlar var ama hepsini bir yazıda dökmeyeyim ki hem siz okurken sıkılmayın hem de bende kendimi bir kere de tüketmeyeyim. 

   4. Ne yapsam yaranamıyorum… Yapıyorum da ne oluyor sanki…

Sanırım yöneticilerin hatta insanların çoğunda, “İşi bu zaten yapacak” zihniyeti var. Müşteri olarak gidilen bir mağaza da, herhangi bir işlem için gidilen devlet kurumunda ve benzeri bir çok koşulda bile, “Yapacak çünkü bunun için para alıyor.”,”Yapacak çünkü işi bu.” gibi ifadeler kullanılıyor. Toplumsal kültür olarak da takdir etme konusunda çok başarılı değiliz. Ancak, bence unutulan bir nokta var. Biz karne hediyesi alan çocuklar olarak yetiştirildik / yetiştirdik.  Bugün hala aileler, karnen iyi gelirse tablet telefon alacağım, tatile götüreceğim diye çocuklarına teşvikte bulunuyor. Karne hediyesinin ne olacağını soran çocuğa, ” derslerinde başarılı olamak zaten senin görevin” denmiyor. Çocukların yetiştirilme şekli acaba büyüyünce yaşanacak hayat (ki hayatımızın önemli bir kısmını burada geçirirken en önemli temellerini çocuklukta atıyoruz.) için uygun mu? Bir diğer sorum da, herkes bu şartlarda büyümüşken neden takdir etme ve ödüllendirme yöntemlerini kullanmakta zorlanıyoruz? Çalışanlara “Elinize sağlık” demek bile ne kadar önemli aslında. Yapılan işlerle ilgili geri bildirimler verilmesi, iş iyileştirme de önemli bir etken olurken, etkili de bir motivasyon kaynağı olacaktır. 

   5. Hatayı O yapıyor, uyarıyı ben alıyorum…

Takdir etmenin önemi kadar uyarı da bulunmanın da yönetimi çok önemli. Gerekmedikçe toplu uyarıların yapılmasının etkili ve geliştirici olduğunu düşünmüyorum. Çünkü; hatayı yapan kişi, yaptığı hatanın farkında değilse, üstüne alınmama ihtimali yüksek. Ya da hatanın nedenini kavrayamayabilir. Bununla beraber, hata yapmayan diğer kişiler, nedensiz uyarı aldıkları için motivasysonlarını kaybedeceklerdir. Sonra, kapıyı çalıp “Ama ben yapmadım…” diye başlayan birçok açıklama dinlemek ve “Zaten senin için denmedi” açıklaması yapılma süreci, farklı yorumların doğmasına da sebep olacak. Kimin uyarılması gerekiyorsa (uyarı sadece negatif içerikli olmak zorunda değildir.) ilgili kişiler arasında konuşulması etkili olacaktır. Örneğin, mutfak görevlisinden ya da büro çalışanından, başka bir çalışana mesaj gönderilmesi hoş bir durum değildir. Onların görevi, çay kahve ve evrak taşımaktır. Usulsüz ya da kayıt dışı aktarımlara ne yazık ki bir şey diyemiyorum. Önemle söylemek istediğim, bazı durumlarda toplu hitaplar daha kolay olsa da, birebir iletişimden kaçılmaması gerektiği. 

En çok dikkatimi çeken ve üzerine çok düşündüğümü  fark ettiğim 5 şikayet konusunu sizlere bir de kendi düşüncelerimle aktarmak istedim. Yine uzun uzun içimi döktüm sizlere. Bıraksam çok şey anlatacak gibiyim. En iyisi, daha fazla yormadan burada bitireyim. Bir sonra ki yazımızda buluşmak üzere…

Sevgiler…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s