Genel

İK’cı Gibi Düşünmek

Biliyoruz ki her mesleğin ayrı bir zorluğu var. Bazı meslek grupları arasında ise yarış ya da çatışma… Doktorun hayat kurtarma çabası, öğretmenin eğitim mücadelesi, inşaat mühendisinin sağlam temeller atma telaşı, satışçının aylık kotayı tutturma kaygısı ve diğerleri… Bunların içinde, doktorun ve mühendisin maaşı, öğretmenin tatili, satışçının seyahati hep cazip gelir.

Peki bir İnsan Kaynakları Uzmanı? İstediğini işe alır istemediğini işten çıkarır, formlar hazırlar etkinlik düzenler, performans ölçer … Peki ya buz dağının altı?

Buz dağının altında koskoca bir insan psikolojisi yatar. Örneğin, davetsiz gelen başvurular. Çaresiz, umutlu, umutsuz bakışlar İK cının çaresizliğine karışır. Gözler o çalışma isteğini anlatır, dil ailesiyle yaşadığı zorlukları, geçim mücadelesini… Biz çaresizce dinleriz. İçinizden geçen “gel çalış” demektir, dilinizin söylediği “size uygun bir pozisyon olması halinde iletişime geçeceğiz.” Gidenin yorgunluğu kalanın çaresizliği olur bu sefer. Bununla da bitmez, işe alım süreçlerinde birim müdürü aradığı çalışanı bulmanın rahatlığını yaşarken, İK olumsuz geri dönüş vermenin stresine girmiştir bile. Dahası olmaz mı? Çalışanla yolları ayırırken bunu  söyleme görevi de İK ya aittir. Sorgular, isyanlar, şikayetler, serzeniştler…

Birde mevcut çalışanlar vardır. Müdüründen şikayet eden, aldığı maaşı yetiremeyen, ailesiyle sorun yaşayan… İçlerinden bazıları sanır ki İK sihir bir değnek ile  her şeyi çözecek. Böyle olmadığı gerçeği anlaşıldığında kötü olan İK olur.

Maaş ödemeleri aksadığında, izinler alınamadığında, işten çıkarılmalar da, birinin terfi etmesinde ve her şeyden İK sorumludur.

İşte bu yüzden, bir İnsan Kaynakları çalış
anının kesinlikle belli bir düzey de psikolojik eğitim alması gerektiğine inanıyorum. Meslek hayatı boyunca karşılaşılan çaresizlik ve beklenti duygusuyla başa çıkabilmek üstelik doğru başa çıkabilmek, karşınızdaki kişi için de İK cının kendi içinde oldukça önemlidir.

indir

Ertesi günü, bir çalışanla işten çıkış görüşmesi yapacak olmanın, işe alım ve işten çıkışlarda, kurum içi değerlendirme ve terfilerde, stratejik planlamalarda alınan sorumlulukların, bazen müdahale edilemeyen zorunluluklarla başa çıkmak, yönetmek ve çözüm üretmek için psikolojiyi doğru yönetebilmek, mesleki başarının temellerini oluşturuyor diye düşünüyorum.

Bu yüzden de, teknik bilgi içerikli yazılara çok yer vermiyorum. Yeni çıkan mevzuat, yasa, kanun, yönetmelikler, yöntemler, mülakat teknikleri, değerlendirme yöntemleri, yabancı dil, çeşitli bilgisayar programları vb. hepsi ama hepsi öğrenilebilir. Ancak, tekniğe olan yetenek, insana olan duyarlılık, anlamaya yönelik beceri gelişmiyorsa, bana göre iyi bir İK cı olunamaz. İnsanı yönetebilmek, duygusal zekayı geliştirmekten geçiyor diye düşünüyorum.

İşin özeti, İK cı deyip geçmeyin…

Sevgiler…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s