Genel

Hayat Sınavı

Bu yazımı, üniversite sınavına girecek gençler, iş arayışında olan adaylar ve bütün bu süreçlerin hiçbirinde olmayan miniklerimizin aileleri için kişisel görüş ve tavsiye niteliğinde yazıyorum.

Malumunuz, günümüzde gençlerimiz, şahsen benim takip etmekte zorlandığım bir çok sınav evresinden geçiyorlar. Bu sınanmaların sonucunda ise hayatlarını geçirecekleri meslekleri seçme hakkı veriliyor. Seçme hakkı diyorum çünkü çoğu zaman meslekler tarafından seçiliyorlar. Bu nokta da iki sorum olacak.

  1. Bu çocuklar, bu ciddi kararları almak zorunda oldukları yaşlarda, yeterli psikolojik olgunluğa sahipler mi?
  2. Bir kişinin bilmediği bir alanda karar alması doğru mu?

Bu iki sorum için özellikle gençler üzerinde uzmanlığı olan psikolog, psikiyatrist, koçlar ve danışmanlardan yorum rica ediyorum.

Çünkü benim gözlemlediğim kadarıyla, bir yerlerde hata olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki, gençler kazandıkları bölümleri okuyup buldukları işte çalışmak zorunda kalıyorlar. Daha yola mutsuz başlayan kişilerden mutlu çalışanlar yaratmaya çalışıyoruz. Günlük hayatımızda bile bu örneklerle çok sık karşılaşıyoruz. Peki önerim ne?

Aileler, çocuklarının yetenek ve ilgi alanlarını yakından takip etmeli diye düşünüyorum. İlgi duyduğu oyuncak türleri, en uzun vakit geçirdiği aktiviteler ve eğer imkan varsa uzman desteği alarak süreçlerin gözlemlenmesi ile çocukların yetenek ve ilgi alanları belirlemeli. Buradan hareketle de, eğitim planlaması yapılmalı. Böylece, çocuklar yeteneklerine uygun olarak yetişecekler, gerçekten eğitilecekler ve hobileri meslekleri olacak. Bu açıdan büyük çerçeveye baktığımızda ise, her bir aile mutlu çalışan adayları yetiştirmiş olacak. 

Bir diğer düşüncem ise, üniversite – sanayi iş birlikleri gibi, firmaların, başta kısıtlı imkana sahip olan çocuklara destek vermesi. İllaki tekstil sektöründe olan firma tekstil mühendisi yetiştirmek zorunda değil. Çok başarılı bir doktor, yaratıcı bir sanatçı ya da donanımlı bir öğretmen yetiştirebilir. Topluma kalifiyeli bireyler kazandırmak, zaten başlı başına geleceğe yapılan bir yatırım demektir. Aynı zamanda, bu firmalar kendi aralarındaki bir iletişimle yetiştirdikleri bu gençlere istihdam için de fırsat sunabilirler. Böylece, el birliği ile hem işsizliğe, hem yeteneklerin gelişimine, hem de mutlu çalışanların yaratılmasına katkı sağlanmış olur.

Bunları okurken, size çok optimist ya da idealist gözükmüş olabilirim. Haklısınız. Ama ben, milyonlarca deniz yıldızından belki birine hayat verebilirim umuduyla insan kaynaklarını seçtim.

O zaman bu yazımızı da benim çok sevdiğim, sizlerinde bildiğinizi tahmin ettiğim “Deniz Yıldızı” hikayesi ile bitirelim.

dy

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s