İK'da Neler Oluyor

ICF’ten Takım Koçluğu

İşletmelerin başarılı olması için sadece kaliteli üretim, maliyet avantajı gibi konuların artık yetersiz kalmaya başladığı bir süreçte yaşıyoruz. Fark yaratmak hepsinden daha önemli hale gelmiş durumda. Yapılan araştırmalar sonucunda, ücretinde çalışanlar için ikinci plana düştüğü göz önüne alındığında, işletmelerin de geleneksel yönetimlerini gözden geçirmeleri önemli hale gelmiştir. Her zaman söylenen, doğru işe doğru kişiye almak ne kadar önemliyse, çalışanlarında doğru yönetilmesi aynı derecede önemlidir. Aksi takdirde, çalışanların etkinliği mevcut kapasitelerinin daha altında olacaktır.

Bunun yanı sıra, birde çalışanlar arasındaki ilişkinin önemi vardır. Hatta bu konunun önemine “Kimlerle Çalışıyorum” başlık yazımda değinmiştim. Bir işletme için en büyük tehlike, işletme içerisinde oluşan fısıltı gazetesi ekibidir. Bu nedenle, işletme içerisinde takım ruhunun oluşturulması başarının temel faktörlerinden biridir.

ICF tarafından düzenlenen “Yüksek Performans İçin Takım ve Grup Koçluğu” başlıklı seminerde, Türkiye’nin önemli koçları değerli bilgiler paylaştılar.

FB_IMG_1465907883941

İşletmelerde, takım ruhunu yaratmayı başarmak, yarattığı sinerji ile beraber motivasyonu arttırmakta ve işletmenin sürekli gelişimine katkı sağlamaktadır. Hızla değişen yeni dünya sistemi içerisinde, örgütlerin de değişime maruz kalması kaçınılmazdır. Değişimlerin gerçekleşebilmesi ise, çalışanların doğru bir lider eşliğinde takım ruhunu kazanmasıyla mümkün olacaktır.

Başarılı işletmenin sırrı Çin Bambusu…

İzmir’in önemli koçlarından Dilek Çakır Yunar konuşmasında, grup değil takım olabilmenin önemini vurgulamıştır. Kurum içerisinde, sistemi suçlamak yerine, etkin dinlemeye ve herkesle uyumlu olup sinerji yaratan bir çalışana ihtiyaç olduğunu sözlerine eklemiştir. Bu şekilde çalışanlar, “Daha fazla ne yapabilirim?” sorusunu soracaklar ve sürdürülebilirlik sağlanacaktır.

Sözlerine Çin Bambusu metaforu ile devam eden Dilek Çakır Yunar, lider yetiştirmenin Çin Bambusu yetiştirmek gibi emek istediğini ve en az 6 ay gerektiğinden bahsetti. Başlangıç aşamasında, çok yavaş yol alırken, bir anda hızla gelişen çalışanlara ve liderlere sahip olmanın öneminin altını çizdi.

Tabi ki, biz bu süreçlerin kurumlar açısından zor geçtiğini biliyoruz. Çalışanların değişime gösterdikleri direnç, yenilikler karşısında korkmaları ya da endişe duymalarının temelinde yatan bilgi eksikliği motivasyonu düşüren faktörler oluyor. Süreçli aktif ve etkin olarak ilerleyebilmesi için, Dilek Çakır Yunar sözlerini faydalı bir öneri bitirdi: “Motivasyon insanın doğasında vardır. Bunu keşfetmek yeterlidir. Böylece, ayrıca motivasyon çalışmaya gerek kalmaz.”

Dilek Hanım’ın bilgilendirmesi üzerine, yeni Başkanı ICF Sami Bugay‘ın yaptığı Uygulamalı Takım Koçluğu sunumu, aslında işletmelerdeki krizin ne kadar kolay çözülebileceğini gösterdi. Katılımcılar üzerinde uyguladığı Takım Koçluğu Teknikleri, kurum içi çatışmaların, dirençlerin nasıl kırılabileceğini, bilgi paylaşımının ve beyin fırtınasının iletişimi nasıl etkilediğini birkaç dakika ile göstermiş oldu. Bu uygulama üzerine, birkaç dakika da bu etki oluyorsa, seanslarda neler ortaya çıkar düşünmeden edemedim.

Sami Bey’in uygulaması firma örnekleri ile güçlendi ve bakın neler dinledim…

Kurumlardaki Takım Koçluğu Çalışma Örnekleri

Kurumlarda gerçekleştirilen koçluk uygulamalarının örneklerini ise eski ICF Başkanı Naci Demiral paylaştı. İzmir’deki önemli firmalardan birinde uygulanan takım koçluğu çalışmalarını, kurum insan kaynakları uzmanı şöyle ifade etti: “Takım Koçluğu çalışmaları, yöneticilerin hangi yetkinliklere yatkın olduğunun tespiti ile başladı. Yönlendirme ve Karar Verme yetkinlikleri, koçluk çalışmaları içerisinde tamamladığımız 11 yetkinlik kriterinden 2 tanesi. Sadece, 2 modülün tamamlanmış olmasına rağmen çok şey fark ettik. Örneğin, “Hayır” cevabının yerini, “Bir düşüneyim.” aldı. Öncelikle, takım olarak düşünülmeyi öğrenmek gerektiğini anladık ve birbirimizi daha iyi tanımak için sosyal aktiviteler düzenledik. Şu anda, daha iki yetkinlik eğitimini tamamlamamıza rağmen, etkin dinlemenin, takdir etmenin önemini anladık. Buna ek olarak, bahanelerin ilerlemeyi engellediğini gördük. Ve artık biliyoruz ki, Bir şeyin yapılmaması için en önemli neden insan kendisi. Ve tabi ki, takım koçluğu çalışmaları kişisel gelişimimiz açısından da önemli bir gelişim sağladı.”

20160615_162341

Bu seminer sonucunda ne düşündüğümü soracak olursanız, size şunları söylerim;

Kurumlardaki insan kaynakları çalışmaları, yönetici uygulamaları o kadar ilerlemeye başladı ki, kurumlar arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor. Hani diyoruz ya, Türkiye’de insan kaynakları gelişmedi, koçluk bilinci oturmadı. İşte asıl kritik nokta bu. Aslında, farkındalığı artan, yönetim anlayışlarını değiştiren firmaların sayısı her geçen artıyor. Bahanelere sığınan, küçük maliyetlerle sadece bugünü düşünen ve geleceğe yatırım yapmayan firmaların ise ömürleri her geçen gün kısalıyor. Yapılan uygulamaları görmek, umudumu ve heyecanımı her gün daha fazla arttırmakta. Kurumların hayatları artık farkındalığa bağlı ve erken kalkan erken yol alıyor. Kaybedilen her an, kurumların daha hızlı koşmasına neden olacak.

Farkındalığın farkına daha çok varıldığı günler dilerim…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s